Categories
YÜKSEK MAHKEME KARARLARI

“İçtihat Metni”

 

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç: Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal

Hüküm: TCK’nın 134/2-1, 43, 62, 53/1-a-c-d-e maddeleri gereğince mahkumiyet

Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması ve süresi içerisinde talepte bulunulmaması nedeniyle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Mağdur, duruşmanın 11.06.2014 tarihli 2. oturumunda, sanıktan şikayetçi olduğunu ifade ederek davaya katılma talebinde bulunduğu halde, şikayetçinin bu istemi hakkında bir karar verilmeyerek CMK’nın 238/3. madde ve fıkrasına uyulmaması,

2- Sanık … ile sanığın eşinin dayısının kızı olan mağdur …’ün, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde de arkadaş olup, sanığın, mağdura ait facebook hesabındaki fotoğrafları kullanarak, “…” isimli facebook hesabı açtığı ve bu hesap üzerinden iletişim kurduğu şahıslara, mağdurun daha önce hiçbir yerde yayımlamadığını ifade ettiği ve poz vermiş şekilde çektirdiği bikinili tatil fotoğraflarını gönderdiği iddialarına konu olayda;

Sanığın, soruşturma evresinde, mağdura ait facebook hesabındaki fotoğrafları kullanarak sahte facebook hesabı açtığını kabul ettiği; ancak, aşamalarda mağdura ait bikinili tatil fotoğraflarını ifşa ettiğine dair bir kabulünün bulunmadığı, mağdurun, şikayet dilekçesine ekli bikinili tatil fotoğraflarından birinin üzerine, “Tarafıma ait olan, fakat kendi bilgisayarımda ve facebook adresimde olmayan özel fotoğraflar 3. şahıslarla paylaşılmış. Nasıl ulaşıldığı bilinmemektedir. Necati … ile paylaşılmış” biçiminde el yazısıyla not düştüğü, soruşturma evresinde kolluk görevlilerince alınan ifadesinde; “…Facebookta bulunan profılimdeki bana ait resimleri alarak … isminde sahte bir facebook profili açılarak benim resimlerimin kullanıldığı ve Murat …, Necati … ve Önder … isimli facebook kullanıcıları ile duygusal anlamda görüşmeler yapıldığını ve bu görüşmeleri halamın gelini olan Ebru …’nın yaptığını anladık… Benim fotoğraflarımı kullanarak facebookta hesap açan, kendisini … olarak tanıtan ve tanımadığım kişilerle görüşmeler yapan Ebru … isimli şahıstan davacı ve şikayetçiyim…”, kovuşturma evresinde de; “…Bu resimler özel resimlerdir. Asla facebookumda olmayan resimlerdir. Nasıl ulaştı bilmiyorum. Biz bir zamanlar abimler ile birlikte kendisi ile de çok sık görüştüğümüz için tatile gitmiştik. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu. Tatilden döndüğümüzde bilgisayarına yüklemiş olabilir. Fotoğraflar benim fotoğraf makinemden çekilmiştir. O zamanlar görüşüyorduk. Fotoğraflara bakmak için bilgisayarına kaydetmiş olabilir…” biçiminde beyanlarda bulunduğu, söz konusu sahte hesaptan mağdura ait özel fotoğrafların paylaşıldığına dair mağdurun iddiası dışında dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı gibi, sahte hesap üzerinden sanıkla iletişim kuran facebook kullanıcılarının kimliklerinin tespit edilememesinden dolayı duruşmanın 26.01.2016 tarihli 8. oturumunda tanık olarak dinlenilmelerinden vazgeçildiği dikkate alındığında,

Sanığın, “…” isimli sahte facebook hesabında, mağdura ait facebook hesabından ele geçirdiği fotoğrafı, profil resmi olarak kullanmaktan ibaret eyleminde, mağdurun daha önce kendi facebook hesabında yayımladığı fotoğrafının, mağdurun başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel hayatına ilişkin görüntü olarak kabul edilemeyeceği; ancak, mağdurun özel yaşam alanına ilişkin olmayan kişisel veri niteliğindeki fotoğrafını, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle facebook hesabı üzerinden yayımlayan sanığa, iddianamede eyleminin tarif edildiği de nazara alınıp, CMK’nın 226. maddesi uyarınca TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasının uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanındıktan sonra, sanığın verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanık hakkında TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasında düzenlenen görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

3- Kabul ve uygulamaya göre de:

Sanığın, mağdura ait hangi özel fotoğrafları hangi zamanlarda birden fazla ifşa ettiğine dair deliller ortaya konulup, tartışılmaksızın, “müştekinin resmini sanığın birden fazla zincirleme olarak yüklediği” biçimindeki yetersiz gerekçelerle sanık hakkında TCK’nın 43/1. madde ve fıkrasındaki zincirleme suç hükmü uygulanarak, sanığa fazla ceza hükmedilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.